Toparlanın, gidiyoruz. ✈️
Eveeeet vizelerimiz de geldiğine göre başlasın hazırlıklar. 💃🏻
İtiraf ediyorum çok sancılı, belirsizliklerle dolu bir dönem geçirdik. Blue Card başvurusu yapmaya gidip, D tipi vize başvurusu ile sonuçlanan konsolosluk görüşmemizden, ‘’Almanya (Mavi kart) Blue Card çalışma vizesi için evrak hazırlarken neler yaşadık?’’ yazımda bahsetmiştim. Vizelerimizin, Blue Card olarak çıktığını görene kadar binbir türlü senaryoya hazırlamıştık kendimizi. D tipi vize çıkacağını varsayarak eylemlere bile başlamıştık gerçi… Bu yazımda gidiş hazırlıklarımızdan, süreci nasıl yönettiğimizden bahsedeceğim size.
Mustafa’nın işe kabul edildiği bilgisi gelir gelmez, ufak tefek işlere başlamıştık zaten. Çocuklu bir aile olarak iş yükümüz, sorumluluklarımız 2 kat daha fazlaydı ve ne kadar erken başlarsak o kadar iyi olacaktı bizim için. Yapılacak o kadar çok şey vardı ki… Her bir konu için, nereden başlayacağımıza karar vermek bile günlerimizi alıyordu desem abartmış olmam.
Bazen olaylar öyle bir gelişti ki, planlarımızı uygulayamadık; farklı yollar denedik, aradık, bulduk. Hiç edinmediğimiz tecrübelerimiz oldu bu hazırlıklar sayesinde. Bu süreçte yaşadığımız olayları, edindiğimiz tecrübeleri size aktarmak istiyorum ki; yolunuzu bulamadığınız zamanlarda size ışık olabilsin.
İlk önce ne yaptık?
İlk işimiz istifa etmek oldu.
Gerçi bu istifa adımını, ihbar sürelerini de göz önünde bulundurarak, Mustafa’ya sözleşme taslağını gönderdiklerinde atmıştık. Istanbul’da ikimiz de çalışıyorduk. Mustafa sözleşme taslağını aldığı gün, ben de 1 hafta sonra, müdürlerimizle konuşup istifalarımızı verdik. Hemen hemen ikimizin de ihbar süresi yaklaşık 2 ay olarak hesaplandı. İhbar sürelerimiz, Mustafa’nın yeni işine başlacağı tarihten uzundu, hadi ucu ucuna denk getirsek bile yine de birkaç hafta boşluk olmalıydı ki toparlanabilelim, vedalaşabilelim sevdiklerimizle. Mustafa, yeni şirketine durumu anlattı ve işe başlama tarihi 1 ay ötelendi. Sözleşmedeki tarih, 1 Şubat 2020 olarak değiştirildi. Tarih değişikliği olduğu için sözleşmenin aslı, konsolosluğa doğru bilgileri ibraz edebilelim diye bize yeniden gönderildi.
Bir de vizenin D tipi çıkma olasılığı vardı. Eğer vizemiz Blue Card olarak çıkmazsa, benden A1 Almanca sertifikası istenecekti. Önceliğimiz Almanya’ya beraber gitmek olduğu için, hemen Almanca kursuna kayıt oldum olmasına ama, gitmem gereken bir işim vardı. Müdürün kapısını çalma vakti gelmişti. ☺️ Durumumuzu anlattım ve iki tarafı da üzmeyecek bir çözüm bulduk; ben home office çalışacaktım, ders saatlerinde izinli olup kursa gidecek, gidip geldikten sonra da çalışmaya devam edecektim. Hem kursa gittim hem çalıştım, bu sürede canım çalışma arkadaşlarımın haklarını asla göz ardı edemem. Hep destek oldular bana. ❤️🙏🏻 Kursa gittiğimin 2. haftası, vizelerimiz Blue Card olarak geldi. En belirsiz konu da böylece çözüldü ve yolumuz birden aydınlanıverdi, önümüzü görmeye başladık, adımlarımızı hızlandırdık.
Mustafa işe başlamadan 1 hafta önce, Köln’de olmayı planladık ki; çevreyi tanıyalım, evimize yerleşelim, eksiklerimizi tamamlayabilelim. Bu durumda da, son iş günümüzden sonra bize sadece 2 hafta boşluk kaldı. Her şeyi bu 2 haftaya bir şekilde sığdırdık; Köln’de ev bulma, eşyalar, koliler, misafirler, vedalar… Keşke tez canlı olmayıp, işe başlama süresini, 1 aydan daha fazla süre için uzatma talebinde bulunsaymışız, basiretimiz bağlandı sanırım. İnsan bazen belki heyecandan, belki elindeki fırsatı kaçırmamak için, zaman hesabını iyi yapamıyor sanırım. Eğer sizin imkanınız varsa, mantıklı düşünüp, 🙈 kendinize en az 1 ay ayırmanızı öneririm. Bir şekilde her şeyi yoluna koyduk evet ama bir de bize sorun. Elimiz ayağımıza dolandı, ailelerimizin yanına bile gidemedik düşünün. Neyse bunun detayına aşağıda yer vereceğim. 💁🏻♀️
Eşyalar Almanya’ya gidecek mi, kalacak mı?
Tası tarağı toplayıp mı gidelim, tası tarağı dağıtıp mı gidelim?
Aslında eşyalara ne olcağını, Almanya’da ev kiralayabilme ihtimalimiz belirleyecekti. Uzuuun araştırmalarımız sonucunda, kriterlerimize göre ev bulmanın ne kadar zor olduğunu fark etmiştik. Hadi istediğimiz evi bulduk, acaba kiralayabilecek miydik?
Almanya’da ev kiralama süreci, Türkiye’deki gibi kolay değilmiş maalesef. Bazı ev sahipleri çocuksuz aile tercih ediyorlar. Öyle her beğendiğin eve talip olmanın da önü kesilmiş oluyor maalesef. Diyelim istediğiniz evi buldunuz, bir görüşme randevusu aldınız (Vallahi tebrikler.👏🏻) Görüşmeye giderken ev sahibi veya emlakçı sizden; kendini ifade etme (Ailenize ait öz değerlendirme) orijinal SCHUFA kredi kontrolü (Kredi raporlarınız) kimlik kanıtı (Almaya’da geçerli kimlik belgeniz) gelir belgesi (Maaş bordrosu veya banka hesap özetleri) kira ödemesinin kanıtı (Daha önce kiraladığınız evin ödemeleri) gibi belgeleri de yanınızda getirmenizi istiyor ki, evini size kiralayıp kiralamayacağına karar verebilsin. Bir de şöyle bir şey var, o eve bir tek talip olan siz değilsiniz, onlarca kişi sizin gibi görüşmeye gidip istenen evrakları sunuyor. İçlerinden birine kiraya veriliyor. Yani iş görüşmesine gittiğinizi düşünün, görüşmenizi yapıyorsunuz ve haber bekliyorsunuz, hah tam da öyle Almanya’da ev kiralama süreci. Anlayacağınız üzere, biz ev beğensek bile kiralayamazdık; ne Almanya’da geçerli kimliklerimiz var, ne bankalarda geçmişimiz var, ne de daha önce kiraladığımız ev var. Beraber gitmeye karar vermemiş olsaydık, Mustafa bizden önce gidip kendine tek odalı ev tutup, o arada da bu kriterleri tamamlamış olsaydı, o zaman ev kiralama şerefine nail olabilirdik. Yani bu plan iptal arkadaşlar, biz 2-3 ay orada kalmadan, tüm kriterlere sahip olmadan kimse bize ev falan vermeyecekti onu anladık.
Diyelim ki ev kiralama sorunu yok ve beğendiğimiz evi kiralayabiliyoruz, burada da takılacağımız başka bir husus olacaktı; uzun süre kalacağımız yerin iyi bir yer olmasına çok dikkat ediyorduk, bilmediğimiz, bize sorun yaratacak bir bölgeden ev tutup, sonradan pişman olmak da istemiyorduk. Düşünsenize, evi kiraladınız Türkiye’den eşyalarınızın tamamını, 2000-3000 Euro nakliye ücreti ödeyerek getirdiniz, bir baktınız oturduğunuz bölge size hitap etmiyor. Haydaaa… Yeniden ev ara, aylar sonra bul, kirala ve taşın. Tamam söylemesi kolay ama Almanya’da ev kiralamak ne kadar zorsa, taşınmak da bir o kadar maliyetli. Taşınırken yaptığınız nakliye masrafı ile neredeyse yeni eşya alabiliyorsunuz. Eğer eşyalı gitmiş olsak kiraladığımız evden ayrılmak öyle kolay olmayacaktı, eşyayı da götürmek bizi oraya mahkum edecekti. Eşyalarımızın çok yeni ve inanılmaz kaliteli olmadığını da göz önünde bulundurarak; ilk etapta eşyalı bir eve yerleşip, Köln’ü iyice tanıdıktan sonra boş ev tutup eşya almaya karar verdik.
Anlayacağınız tası tarağı toplamak yerine bırakmaya karar verdik. ''Madem baştan başlıyoruz en baştan başlayalım bee.'' dedik. 🙂
Eeee madem ev kiralama işi bu kadar zor, ne yaptık?
Sonunda kolay bir sürecimiz oldu. 😍
Ne hoştur ki, vize sürecimizi yöneten danışmalık şirketinin ev kiralama hizmeti olduğunu da öğrenmiştik. Bu var ya ‘’Armut piş ağzıma düş,’’ oldu resmen. Bu güzel tesadüf olmasaydı işin içinden nasıl çıkacaktık hiçbir fikrim yok, düşünmek dahi istemiyorum zaten. Her şey mi bol soru işaretli olur, biraz da böyle güzellikler olsun değil mi? 🙂 Tamam çok övdüm bu şansı, konuya dönüyorum.
Danışmanlık şirketi bu hizmeti 450 Euroya veriyormuş. Biz hemen atladık tabii. Onlardan, full eşyalı ve iş yerine yakın bir ev bulmalarını istedik. 2-3 hafta boyunca bize 20-25 adet ev buldular ama biz ‘’Armudun sapı üzümün çöpü,’’ derken, bir karara ne yazık ki varamadık. Gidişimize 4 gün kalmıştı ama biz henüz bir ev beğenememiştik. Biz de, kiralayacağımız eve Almanya’ya gittiğimizde bakmaya karar verdik. E hal böyle olunca Airbnb’den 1 haftalığına bir yer baktık ve iş yerine 5 dakika yürüme mesafesi olan Barbarossaplatz’da apart kiraladık. Haftalığı 600 Euro. Gidişimizin 5. günü bir ev beğendik, işe yürüme mesafesinde, merkeze, trene ve parklara yakın bir konumdaydı. Hemen ev sahibi ile buluşup evi gördük çok da beğendik. Danışmanlık şirketine evi beğendiğimizi söyledik ve tüm prosedürleri onlar halletti. Biz sadece kira sözleşmesi imzalayıp depozitoyu ödedik o kadar. Hemen ertesi gün eve yerleştik, şansımıza o kadar güzel bir semtte ev kiralamışız ki; ev sahibimiz ve komşularımız inanılmaz iyi, çevredeki insanlar cana yakın, konum muhteşem ve burası çocuk kaynıyoorr. Jerfi Yğit’in sayesinde, parklarda arkadaş edindik bile. 🤗 3 aylığına kiraladığımız evde 1 yıldır oturuyoruz, ne kadar doğru bir yerde ev kiraladığımızı siz düşünün artık. 🙂
Eşyalı ev kiralarken burada öğrendiğim bir detayı sizinle paylaşmak istiyorum; eşyalar, hasarlar, eksikler yazılı olarak kayıt edilmeli ve protokol karşılıklı imzalanmalı. Adı ‘’Übernahmrprotokol’’ Aynı şekilde evden çıkış yapılırken de yapılmalı. Onun adı da ‘’Übergabeprotokol’’ Bazı ev sahipleri ekstra titiz olabildiğinden, ufacık bir hasardan dolayı bile depozitoyu vermek istemeyebiliyorlarmış. Sorun yaşama ihtimalinize karşılık, bu protokollerin yapılması ve doğruluğu önemli olacaktır.
Eşyalarımız nasıl elden çıkardık?
Bunun için her türlü yol denendi. 🙈
İlk iş arabayı satmak oldu. Çok da kolay satıldı, araba alım satım konusunda Mustafa tecrübeliydi ne de olsa. Asıl iş diğer eşyalara ne olacağıydı, araba gibi tek parça bir şey değil ki; çatalından, perdesine sayısız eşya vardı elden çıkarmamız gereken. Eşyalarımızın bir kısmını satmaya, bir kısmını da eşe dosta vermeye karar verdik. Tabi bu işler burada yazıldığı kadar kolay olmadı, en zor kısımdı diyebilirim. Gidene kadar heeer gün bu işlerle uğraştık. Büyük eşyaların satılması önceliğimizdi. Fotoğraflar çektik, ürün detayı ile ilgili yazılar hazırladık, fiyatları belirledik, ilanlar verdik. Yakın arkadaşlarımız da kendi çevrelerine ürünlerle ilgili bilgi verip bizimle iletişime geçmelerini sağladılar. Alıcılarla mesajlaşmak, pazarlık etmek inanılmaz vakit alan bir süreç oldu. Tüm bu hazırlıklar yapılırken de bir yandan yeni kiracı adayları eve bakmaya geliyorlardı.
Şansımıza büyük eşyaların çoğunu tek bir kişi almaya karar verdi. Kendisine durumumuzu anlatıp ürünleri hemen teslim edemeyeceğimizi, gitmeden bir kaç gün önce teslim edebileceğimizi ilettik ve bunu da kabul etti. Anlaşmamız karşılığında kapora aldık ve kalan miktarı, eşyaları teslim aldıktan sonra ödedi. 2 büyük kitaplık dolusu kitaplarımız vardı, gönül isterdi ki hepsini yanımıza alalım. Ama maalesef hepsini Köln’e getiremeyeceğimiz için, onları da dağıtmaya karar verdik. Fotoğraflarını çekip arkadaşlarımıza, ailemize gönderdik. Herkese seçtiği kitapları ayırıp gönderdik. Bazı ürünleri, Letgo ve Sahibinden’e ücretsiz ilan vererek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağladık. Kalan çoğu eşyaları da ailelerimize, yakın arkadaşlarımıza gönderdik. Bu süreci yönetmek son güne kadar vaktimizi aldı. Her bir ürünün kime gideceğini belirle, paketle, adresleri yaz kargoya ver aman Allah’ım. 🤦🏻♀️ Köln’e geldikten sonra da bazı kargolar geri dönmüş, sağolsun kargocular. 🙄 Eski komşumuzdan rica ettik de, kargolarla ilgilendi tekrar kargoladı falan.
Ürünlerin satışıyla ilgilenirken, yaşadığım ilginç olaydan da bahsetmek istiyorum izninizle;
Letgo’ya satılık ilanı koyduğum bir ürün için bir gece mesaj aldım. Mesajda ‘Ayşegül seni kıtıy kıtıy kesiyyceem,’ yazıyordu. Evet evet aynen böyle ‘Kıtıy kıtıy kesiyyceem,’ Mesajı okuyunca başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Bu tür olaylar beni hep korkutur. Konumuna baktım, evimize yakın bir mesafe. Ne kadar korktuğumu size anlatamam. Hemen ismimi Mustafa olarak değiştirdim, profil resmimi kaldırdım ve konumumu sildim. İnanın günlerce korktum, evin çevresinde ipsiz sapsız biri var mıdır diye. Ve bir kez daha, ülke değiştirmek için ne kadar doğru bir karar verdiğimizi fark ettim. Neyse derin konulara girmeyeceğim. Bloğu açarken, göç etmemize sebep olan, bizi bu karara iten düşüncelerimizden bahsetmemeye karar vermiş, hatta kendime söz vermiştim. Hızımı alamayıp konuyu başka yerlere taşıma potansiyelim oldukça yüksek çünkü…
En zoru da vedalar…
Sevdiklerimizle vedalaşmak başlı başına zor, bir de kısıtlı zamanda doya doya vedalaşamayacak olmamız ekstra üzdü bizi.
İş yerimde, şirketten ayrılan herkes için veda yemeği düzenleme geleneği vardı. Fırsatı olanlar katılır, bol sohbetli bir yemek yenirdi. Üzgünüm ki kısıtlı zaman probleminden dolayı bu geleneği bozdum. Son iş günümde ofise gidip ayaküstü vedalaşabildim sadece. Neyse duygulanmayacağım…
Mustafa’yla ülke değişikliği yapacağımız zaman hakkında konuşurken, ailelerimizde birer hafta kalmayı, onlarla doya doya vakit geçirmeyi hayal etmiştik hep… Ama maalesef bu vedalaşma da hayallerimizdeki gibi ‘’Doya doya,’’ olamadı. Hem evdeki eşyaları dağıtmamız gerektiğinden, hem de halen çalışıyor olduğumuzdan, ailelerimize veda ziyaretleri yapamadık anlayacağınız. İkimizin ailesi de farklı şehirlerdeydi. Neyseki onlar bize veda etmek için gelebildiler. Yarı taşınma halinde olduğumuzdan dolayı, misafirlerimiz de bizimle göçebe hayatı yaşadılar birkaç gün; bazen yemeğe tabak yetmedi, bazen yatmaya yastık, bazen de oturmaya koltuk. Bir şekilde çözümler bulundu, sohbetler edildi, anın tadı çıkartıldı ve buruk ama güzel zamanlar eklendi anılara… Hazırlıklarımızı yaparken, ailelerimizi misafir ederken bir yandan da arkadaşlarımızla 20-30 dakikalık veda buluşmaları sıkıştırdık araya.
Yukarıda yazdığım önerimi burada da ısrarla yineleyeceğim; eğer imkanınız varsa, kendinize ayıracağınız zamanı mümkün olduğunca uzun tutun. Hiçbir şey için değilse bile, en çok da bu zor vedalar için. Her şey bir şekilde yoluna giriyor evet, ama işin içine sevdiklerine, hayatına, evine, mahallene, camından baktığın manzarana ve özel olan her şeye vedalaşmak gibi hassas konular girince fazlasıyla zor oluyor.
Son hazırlıklar
Vakit yaklaşıyor, çoğu şey yoluna girdi… Son birkaç şey kaldı yapılacak.
Yolculuğumuzdan 1 hafta önce elektrik, su, internet gibi aboneliklerimizin kapatılması için gün belirterek talimatlar verdik. Kalıcı ev adresimiz belli olduğunda, arkadaşlarımızın bize PTT kargo ile göndermesi için; vazgeçemediğimiz eşyalarımızı, 2 büyük koliye sığdırdık. Her bir ürünü önce ambalajladık, dikkatle kolilere yerleştirdik ve kolileri de büyük streç filmle iyice streçledik. Ne de olsa yolları uzundu, belki iyi muamele görmeyeceklerdi. 🤷🏻♀️ Olabilecek her türlü soruna dayanabilmeleri için elimizden geldiğince sağlamlaştırdık kolileri. 📦 Evin boyanması için boyacı bulduk, anlaştık. Ev, yolculuğumuza 2 gün kala tamamen toparlandı, bomboştu artık. Sağolsunlar yakın arkadaşlarımız bizi 2 gece misafir ettiler. Köln’e gidecek tüm eşyalarımızı onlara taşıdık. Kalan 2 gün evin boyası ile ilgilendik, boya yapıldı ve evi aldığımız emlakçıya teslim ettik. Burada da, diğer arkadaşlarımızla vedalaşma buluşmaları sıkıştırdık araya yine.
Her şey bitmişti, yolculuğa hazırdık…
Ve, heyecanla beklediğimiz bir gün daha geldi. Yeni hayatımıza doğru gidecektik. Toparlandık, canımız Sabire bizi evinden yolcu etti, Kadir’de havaalanına bıraktı. ♥️
Artık gidiyorduk.
Heyecanımız anlatılamaz, gözlerimiz ışıl ışıl…
Umarım bu güzel duyguları, siz de keyifle yaşarsınız ve bizim başımızdan geçenler sizin yolunuzu aydınlatır…
Sevgiler. ❤️
🌍 Almanya’ya göç etmek isteyenler için buradayım!
Almanya vize ve oturum süreçleri, daire kiralama ile göç öncesi ve sonrasına yönelik birçok danışmanlık hizmeti sunuyorum. Daha fazla bilgi için "Hizmetler"sayfamı ziyaret edebilirsiniz.
📅 Randevu almak için web sitemdeki "Randevu Alın" seçeneğine tıklayabilirsiniz!
Sizinle tanışmak ve göç süreciniz hakkında konuşmak için sabırsızlanıyorum!
Bu yazı ile ilgili bana sormak istediğiniz bir şey varsa lütfen bana sorun.
Genellikle 24 saat içinde geri dönmeye çalışıyorum.
Comments